Barış Dili Mümkün mü!

Ankara... Hani şu geleceğimize yön veren Cumhuriyet’in başkenti.

Barış Dili Mümkün mü!

HABER ANALİZ - NAİF YAŞAR - ANKARA

Ankara... Hani şu geleceğimize yön veren Cumhuriyet’in başkenti.

Hani şu siyasi alt-üst oluşların pay-ı taht'ı.

Dün ordaydım.

Uluslararası Af Örgütünün organize ettiği bir istişare toplantısına katılımcıydım.

Ben ve meslektaşım İshak Kara.

Toplantının yapıldığı mekân, Cumhuriyetin 96 yıldır idare edildiği TBMM’nin tam çaprazında.

Yanı bizim malûm mebusların, koltuğa yapışıp kaldıkları TBMM…

İşte o meclisin çaprazındaki mekanda biz on ilden
 Hatay, İzmir, Antalya, İstanbul, Konya, Bursa, Batman, Kars, Van, Samsun’dan gelen basın emekçilerinin katıldığı bir Yerel medya çalışanlarıyla insan hakları odaklı istişare toplantısı yapıldı.

"Yerel medyanın güçlendirilmesi ve medya dilinin barış diline dönüştürülmesi" konulu söyleşide ülkenin dört bir yanında gelen basın emekçileri, serzeniş ağırlıklı talep ve önerilerini dile getirdiler.

Yerel medyanın karşı karşıya olduğu sıkıntıları dillendirdiler.

Üç yukarı, beş yukarı tüm söylem ve temenniler aynıydı.

Yanı ülkenin kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna yerel medya çalışanları aynı sıkıntılardan muzdariplerdi.

Ekonomik sıkıntılar.

Haber alma ve yazma önündeki yasaklamalar.

Gazetecilik mesleğini tehdit eden siyasi dayatmalar.

Hukuksal alandaki olumsuzluklar.

Gazeteciliğin icrası esnasında vuku bulan gözaltılar ve tutuklamalar vs. vs.

Yanı ülkedeki gazetecilik gerçekliğinin olağan hali

Başka bir şey daha konuşuldu o toplantıda.

"Medya dilinin barış diline dönüştürülmesi"

Hakikaten dikkat çekici bir başlıktı.

Yanı medya dili, içinde bulunduğu kirlilikten arınacak ve toplumsal barış ve mutabakata katkı sunması için 'BARIŞ DİLİ' ne dönüştürülecekmişşş!!!

Ama nasıl?

Dağ fare mi doğuracak???

Yanı, siyasi iktidara 'gayrı samimi ' ,'günü kurtarma' zihniyeti ile yaklaşan, böylesi gayrı ahlaki bir vicdanla nemalanan, bir medya zihniyeti, rant ve menfaatten uzaklaşıp 'Barış Dilini ' kullanması mümkün mü??

Haşa summe haşa...

Eğer toplumsal barışa katkı sunarlarsa, rantları bitecek.

Kapalı kapılar ardında kirli pazarlıklar yapmanın manası kalmayacak.

Varlık nedenleri ortadan kalkacak.

Aksi halde barış olacak ya.

Gözyaşları dinecek ya.

Çıkar merkezli ilişkiler sonlanacak ya.

Van'dan Samsun'a tabut gitmeyecek ya...

Ah, ahhh..

Nerde o günler???

Böylesi huzurlu bir ülkenin yaratılması için, katkı sunacak omurgalı, vicdanlı gazeteci ile çalışmak nasip olacak mı???

Vallahi de billahi de Akdeniz sahillerindeki kum deryasında iğne aramak gibi bir şey.

Kassem ederim ki Kürt coğrafyasındaki dağlarda barışı görebilmek gibi bir şey.

Mümkün değil edendiler.

Mümkün değil.

Siz hiç, fillerin tepiştiği yerde çimlerin sağlam kaldığına şahit oldunuz mu?

Televizyonlardaki bu söylem kirliği, gazetelerdeki böylesi ırkçı manşetler olduğu sürece, 'BARIŞ DİLİNİ' yakalayabilmek mümkün mü?

Kısacası, Cumhuriyetin başkentinde fantastik bir istişareye tanıklık ettik hepsi bu...

Ankara’daki siyasetçinin basiretsizliğinden öteye gidemedik.

İnşallah yanılıyorumdur.

İnşallah böylesi masumane ve samimi bir niyet hayat bulur.

Umarım, gazetecinin vicdanı, dili ve kaleminin katkısı ile bu ülkede barış yeniden inşa edilir.

Bizim için değil hiç olmazsa geleceğimiz olan çocuklarımız için.



YORUM EKLE
YORUMLAR
Devlet
Devlet - 1 yıl Önce

Kürt coğrafyasında terör mü var savaş mı naif bey???? Uluslararası af örgütünün düzenlediği bir organizede devletimiz ve cumhuriyetimiz lehine kaç cümle kullanılır acaba? Bir de Cumhuriyetimizden bahsediyorsunuz.
Bırakın Allah aşkına şu kirlenmiş siyasetinizi artık. Bırakın!!!

SIRADAKİ HABER