ZAMAN...

Zaman hızla akıyor. Ya bizler zamana ayak uyduracağız veya kaybettiğimiz zamanı hızla telafi etmeye çalışacağız.

Van'ın  artık iyi şekilde tanıtılması için  bekleme zamanı kalmamıştır. Van artık özellikleriyle fark edilmeli ve farkındalığını ortaya koyabilmeliyiz. Bu hepimizin görevidir.

 1970 yıllarda festivaller olmadan başlı başına bir turizm merkezi ilken bu gün geldiği durum hiç de iç açıcı değildir. Son bir kaç senedir komşu ülke İran haricinde kimseleri buraya getiremiyoruz. İstekler ve arzular yüksek olduğu halde insanların çekinceleri mevcut. Neden acaba?

 Van yaşanabilir şehirler arasında 72 sırayı almasının nedenini  hiç düşündünüz mü?

Aslında uzun zamandır bu soruyu soruyorum kendime? Neden bu şehir canlılığını bu kadar yitirdi diye.?

Zaman maalesef bu güzel şehirden yana çalışmadı. Sadece terör ile anılan bir şehir olması üzüntü vericiydi. Özellikleri dışında sadece olaylara sahne olan bir şehir. Aslında Van'ın anlatılacak ve görülecek o kadar güzellikleri var ki. Bir fark edebilsek ve fark ettirebilsek.

 Oysa geçmiş tarihe yaptığı ev sahipliği Van gölünün deli mavisi , Akdamar adasının ve Hoşaf kalesinin ihtişamı bile bu şehri markalaştırmak için önemli sebeplerden sadece bir kaçı diyebilirim. Her nedense Van'da bir şeyler değişmeye başlarken bir anda söylemler gayet itici bir şekil alıyor.

Ve insanlar  Van'ı görme konusunda tereddüt yaşıyor.

 Yakın zamanda Van'da yapılan gezifest  festivali ile ilgili gelişmeleri üzüntüyle takip ettim.

Günümüzde artık bir şehrin , bir ürünün, bir filimin veya müziğin tanıtılması artık festivallerle oluyor. Dünyada ve ülkemizde bir çok örneği var.  Daha çok kitlelere ulaşmak için bu tarz programların geliştirilerek günümüze uyarlanması gerekiyor. Festivallerin bir başka özelliği de insan psikolojisindeki pozitif gelişimi önemli noktada etkilemesidir.

  Van yılda bir kaç kez kahvaltısıyla gündemde olması bu güzel şehrin ruhuna aykırıdır. İhanettir. Çünkü Van geçmişinde ve günümüzde içinde bir çok güzelliği barındırıyor. Bu kadar çok özelliği içinde barındıran ruhu öldürmek bizlere yakışmıyor. Bir kaç hasta düşünceden dolayı Van'ı kaderine terk edemeyiz.

  Van geçmiş tarihi ve doğal güzellikleriyle marka bir şehir olmayı fazlasıyla hak ediyor.  Bu güzellikleri insanlarla paylaşmak turizmi ve ticareti zirveye oturtmak demektir.

 Turizim ve ticaret zirveye oturduğu zaman o şehir ağlayan değil gülen şehir haline geliyor.

  Festivalleri alkolle bütünleştirmek büyük haksızlıktır. Veya gölümüzde yüzmek isteyen insanların bikinili veya şortlu resimlerini çekmek yayınlamak ve göle çıplak giriliyor demek gündem oluşturmak ayıptır. Artık insanlara yaptırım uygulamaktan vazgeçelim. Kendi kıyafetlerimizi başkalarına zorla giydirmekten, aynı düşünmüyor ve hareket etmiyorlar diye dışlamak bu tarz organizasyonlara gölge düşürmenin ötesine maalesef geçmiyor.  Oysa festivalleri eğlenceli kılan sadece insandır. insanların olmadığı hiç bir yerde hiç bir şey maalesef hayat bulmuyor.

  Biz güzel şehrimizi nasıl tanıtabiliriz neler yapabilir eksiklerimiz nelerdir onları düşünmeliyiz. Bırakalım insanlar dilediği gibi yaşasın ve eğlensin. Bu bizlerin tekelinde olabilecek bir şey değildir.Ve kota koyma hakkına da sahip değiliz

    Oysa ben öyle güzel şehir hayal ediyorum ki.

 Cıvıl cıvıl olmalı sokakları caddeleri. Yerli ve yabancı bir çok insanı ağırlamalı. İnsanların özgürce yaşabilecekleri ortamlar olmalı. Gençler türküler şarkılar eşliğinde coşabilmeli. Sokaklarımız sanat ile doymalı...

Tarihini doğasını kısacası bizi biz yapan Van'ın değişik zamanlarını resimleyip belli bir sokakta yayınlamalıyız. Yeşil bir cennet o cennette kırmızı gelincik çiçeğinin buluştuğu deli mavi renkleri anlatmalıyız. İnsanlar Van'ı ve bizi anlatabilmeli. Van’dan ayrılırken aklının burada kalmasını sağlayacak ortamlar olmalı.  Gönül bu, hep istiyor.

  Ne zamanki bizler insanları sorgulamaktan vazgeçeriz o zaman  Van'ı turizme kazandırır ve masamızda oturur keyifle kahvemizi içeriz. Kalın sağlıcakla.

YORUM EKLE