sitenin en üstü
  • Dolar döviz kuru 3.9373
  • Euro döviz kuru 4.6628
  • 07.08.2017
Behice  Dinçer

Behice Dinçer

AYDINLIĞIN İÇİNDEKİ KARANLIK

        Gece soğuk, gece korkunç, gece ürpertici... Karanlığın içinde çaresizliğine sarılarak ağlıyor ama bir o kadar da tedirgin sesi ve hıçkırığı duyulursa  aç kurtlara ve leş kargalarına yem olmaktan korkuyordu.

 

Bedeni ona baskı yapıyor, sakın beni korkaklığının kurbanı yapma diyordu. Beyni kafese hapsedilmiş keklik gibi bir o yana bir bu yana kayıyor  ama çıkışı bir türlü bulamıyordu. Göğüs kafesi inip kalkıyor, sakın yenilme diyordu kendine. Dayanamadı göz kapakları daha fazla açık kalmaya, bardaktan boşalırcasına akıttı yaşlarını. Aç ve bir o kadar da bitap düşmüştü, ağrıyordu bedeni. Elindeki çantasında sadece başına bela olan pembe kimliği, tertemiz masum olduğuna şahit çocukluğundan genç kızlığına ait birkaç fotoğraf. Yürümekten yorulmuş bir bankta oturdu. Çantasını açtı, karnını doyuracak, açlığını unutturacak bir şeyler olmalıydı. Fotoğraflara baktı, baktıkça unutur gibi doymuş hissediyordu. Bir ara uykuya yenik düştü, yığılıp kaldı oracığa.  O da ne? Fotoğraflardaki zamanlarına geri gitmiş, hayat mücadelesiyle dolu ama mutlu ailesindeydi yeniden. Yokluğun içinde çocuklarını büyüten annesi, olanla yetinmesini bilen ve her daim kendisine kol kanat geren babası. gündüz hep birlikte çalışma, akşam keyif ve kahkaha... İşte böyleydi hayatı.

            Yıllar yılları kovalamış genç kız üniversiteyi kazanmıştı, İstanbul gibi büyük ve karmaşası çok olan bir şehri değil yurdun doğu bölgesinde kendi halinde nüfusu az bir şehrin üniversitesini.  Bütçelerine fazla yüklenmeden az biraz zorlansalar da okutabileceklerdi kızlarını. Hele ki anne bir kadın inceliğiyle haberdardı dışarıda ki tehlikelerden. Dua ediyordu Allah'a bize yardım et kızım uzak kalsın kötülüklerden diye. Genç kıza burs çıkmış aynı zamanda yurtta kalma hakkı doğmuştu. bundan sonrası artık genç kızın azmine kalmıştı. Kurtarmalıydı kendisini. Ancak kız şimdiden okulu bitirdikten sonra bulacağı işle böbürlenerek sizden de evden de ayrı yaşayacağım dedi annesine.

            Üniversitede hoca-öğrenci ilişkileri orta öğretimdeki gibi değildir. Orada her iki taraf da yetişkin birey olarak değerlendirilir. En belirgin özelliği yönetimlerdeki gibi emir-komuta zincirinin olmamasıdır. Üniversite hocaları yüksek lisanslı ya da dalına bağlı öğretim görevlisi statüsünde olup geleceğin yönetici, eğitici ya da branşına uygun meslek insanlarını yetiştiren kişilerdir. Bu haklı bir gururdur onlar için fakat bazılarında ise sadece ego dediğimiz kendini üstün görmeye dönüşür ne yazık ki. Bir çok hocamız bu statünün sonuna kadar hakkını verirken bazıları da o etiketin arkasına saklanarak toplumun yüz karası ve aydınlık yarınların mimarı değil de tam tersi karanlık ve bataklıkta aydınlığın kaybolmasında baş rol oynayan jönlerdir.

            Kızımızın yolu da bu jönlerden biriyle kesişmişti. Kızımızın hikayesini anlatmadan evvel üniversite mezunu bir kaç kadın arkadaşın görüşlerini paylaşmak istiyorum.

            Adı üstünde yurt... Yurtta okuyan ve özellikle ailelerinden baskı gören kızlar uzakta olmanın verdiği özgürlük duygusuyla ve yaşlarının da etkisiyle boşluğa düşerler. Bunun adı üniversite özgürlüğü gibi görünür. Konuştuğum kadın arkadaşımız kendi arkadaşını anlatırken sanki o yıllara geri dönmüştü. 'Arkadaşım güzel olmasa da alımlıydı, rahat ve lakayıt davranıyordu. Uyardığımızda sizin gibi korkak değilim diyerek çıkışıyordu. Giyiniş tarzında ki değişiklikler gözümüzden kaçmıyordu. Bir gün arkadaşlar olarak onu takip etmeye karar verdik. Hiçbirimizin giyemeyeceği kıyafetleri giyip yurttan çıktı. Nereye dediğimizde canım sıkılıyor, biraz dolanıp geleceğim.. Neden bu şıklık dediğimizde kendimi şımartamaz mıyım deyip çıktı. Takip ettiğimizde arkadaşımızın bir otele girdiğini hemen ardından da aynı sınıftan zengin bir ailenin çocuğu olan bir erkek arkadaşımızın da o otele girdiğini gördük. Bu bir rastlantı olamazdı. Yurda döndüğünde kendisiyle konuşmak istedik ve yaptığının çok büyük bir hata olduğunu anlatmaya çalıştık ama o bize siz fesatsınız diyerek bizden uzaklaştı. biz de okul hayatı bitmesin diye bu olayı kapattık.'

            Başka bir kadın arkadaşımızın paylaşımı ise şöyleydi. ' Benim arkadaşım çok fakir bir aileden geliyordu ve çok saftı. Maddi durumu yetersiz olduğundan hocalarımızın birinden kaynak kitap istedi. Hocamız ise avını bekleyen avcı misali aynı gün yurdu arayıp arkadaşımızı ve bir kaç kızı daha kitap verme bahanesiyle evine davet etti. Kendisi ve eşi mütevazi ve iyi bir ev sahipliği tutumuyla güven verici bir davranış sergilemişti. Öyle ki kızları akşam yurda kendisi bırakmıştı. Arabadan inmeden kendisinden kaynak isteyen arkadaşımıza numarasını verip, istediğin her saatte beni arayabilirsin sende ver bana numaranı bende seni ararım demişti. Bir gün arkadaşım rahatsızlanıyor ve bu hocayı arıyor. Hoca hemen ilgilenir ve bu ilgi ilerleyen günlerde o kadar ilerler ki arkadaşımız araba kullanmasını bile bu hocadan öğrenir. Durumun ciddiyeti ile beraber arkadaşımızı hızla hocadan uzaklaştırdık. Kendi arkadaşımızı kurtardık belki ama ilerleyen aylarda aynı hocanın bir başka kız öğrencisine ev açtığını, onunla birlikte yaşadığını öğrendik.'

            Bir diğer arkadaşımızın paylaşımında ise aslında hepimizin bildiği, ama işte başımız yanmasın diye sustuğumuz bir durum ortaya çıktı. Ders sınavından en başarısız öğrenci bile geçerken başarılı olan öğrenci kalır. Hocasına bunun sebebini soran kıza verilen cevap çarpıcıdır. 'İstersen sende onlar gibi geçebilirsin...'

            Elbette ki yazının başında değindiğim gibi çok saygıdeğer ve işini hakkıyla yapan hocalarımı tenzih ediyorum.

            Evet sıra hikayenin başındaki genç kızımızda. Bu kızımızda avcı kurtlardan birinin eline düşmüştür. Yurtta kalmasına rağmen yurt parasını vermekte zorlanıyor, kılık kıyafeti diğer kızlar gibi rahat olmadığını dışarı yansıtıyordu. Günler günleri kovalıyor ve kızımız hocasının ona olan ilgisini fark ediyordu. Ancak kızımızın ne böyle bir şeye girecek ne de gönül eğlendirecek zamanı yoktu. Bu durum aynı zamanda karakterine tersti. Karşılık alamayan hoca aksine onu hedefine almış resmen ondan intikam alıyordu. Okul içinde ve dışında zebani gibi başındaydı. Bir gün kız yurduna giderken onunla konuşmak isteyen hocasına ısrarla hayır diyen kız bu oyalanmadan kaynaklı yurda giriş saatini kaçırdı. Aralarında geçen konuşma kızın tüm enerjisini tüketmişti. Yurda da alınmayınca gidip bir parka oturdu. Otele verecek parası yoktu ve sinirden ağlıyordu. İşte parkta o saatte aç susuz uyuklaması bu yüzdendi.

            Bir el kendisini uyandırmaya çalışıyordu. İrkilerek uyandı. İlk kez sokakta kalmanın korkusuyla yaralı kuş gibi süzülüp elini uzatan kadına cevap vermeye çalıştı. Kadın, korkma istersen benimle gel dedi gitmesine gitmek istiyordu ama yağmurdan kaçayım derken ya doluysa karşısındaki? Kadının parfüm kokusu, korkusunu iki katına çıkarmıştı. Tam o esnada oradan geçen polis arabasının siren sesi onun için karanlığın içindeki aydınlık gibi oldu. Polisin 'Hanımlar bir sorun mu var' sorusuna cevabı hıçkırıklı gözyaşı oldu. Diğer kadın ise onu tanımadığını söyleyerek oradan uzaklaştı.

            Şunu merak ediyorum. Acaba bu durumda olan kaç tane kızımız bu kadar şanslı olabilir? Hangi kanun ya da hukukta insanın insan üzerinde evli ya da bekar olsun kendisine ait olan hayvani zevk ve menfaati için bu zulmü yapacak hak verilmiştir? Buna yeltenen çocuklarımıza ışık olacak hoca unvanı adı altında saklanan toplumun asıl yüz karası ve zavallı mahlukların dokunulmazlıkları mı var? Bunlar hala hoca...

            Konuştuğum kadın arkadaşların tabirleri şöyleydi: 'Okul hayatlarının son bulmaması ve adlarının deşifre edilmemesi için bunlar bize bile yapılmış olsaydı sessizliğe gömülür ve susardık. Çünkü onların borusu ötüyor'

            Tekrar kıymetli hocalarımı ayırarak bu tarz yaklaşımları olan insanlara bir çift sözüm olacak. İçinizdeki kirden arının...

           

           


MAKALEYE YORUM YAZIN
Abdullah ALKAN(GÖLCÜK'den GEVER'Lİ) Abdullah ALKAN(GÖLCÜK'den GEVER'Lİ) 08.08.2017

Saygı değer Kardeşim Behice Hanımı; bu hassas konuya değindiği için kutluyorum. Aslında az bile yazmış. Söylenecek çok şey var ama... Ülkemizde çok fakir ve mağdur aile çocukları bulunmaktadır. Aslında Devlet yetkililerinin bu konuya önem vermesi gerekir. Yazık Üniversite gençleri bir hiç uğruna harcanıyorlar. ALLAH yardımcıları olsun. Behice Hanıma Başarılar Diliyorum.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.