sitenin en üstü
  • Dolar döviz kuru 3.9373
  • Euro döviz kuru 4.6628
  • 21.04.2016
Adil Harmancı

Adil Harmancı

Uçak'ta Kürtçe anons…

Evet, tek sorunumuz var şu an; o da, tartışma dışı bıraktıklarımızı yeniden tartışmaya açmak, çözüm amacıyla yeniden konuşmaya başlamak!

Bunun başka da bir yolu da yok!

Diğer tüm yollar, maalesef zararlı yollar…

Konuşacağız, ama çözümü konuşacağız, yoksa bandı yeniden başa sarmayacağız, yanımızdakine, "var mısın-yok musun?" diye bir soru da sormayacağız.

Sadece çözümü konuşacağız, çünkü sorunları tespit etmiştik, hatta yöntem üzerinde de baya da kafa yormuştuk.

Medyada yer alan bir habere göre, yaklaşık bir yıl öncesine kadar tartışılan, ancak tırmanan olaylar nedeniyle tartışma dışı kalan bu sözünü ettiğimiz konuları hükümet yeniden gündeme getirmek istiyormuş.

Çok iyi.

Bu, gereksiz yere akan kanın durması için de bir gerekçe olacak.

Haberde aktarılanlara baktığımız zaman Kürt sorunu, Alevi sorunu, azınlıklar sorunu ve Ermenistan ile ilişkiler konusu yeniden gündeme gelecek. 
Ermenistan ile sertleşen ilişkiler, Van'daki Akdamar Kilisesi'nde yılda bir kez izinli yapılan ayinle yumuşatılacak.

Nasıl?

Artık ayin yılda bir kez değil, Ermeni halkı ne zaman isterse Akdamar Kilisesi'nde yine izinli olarak ayin yapabilecek.

Alevi sorununda Cemevi konusu artık netliğe kavuşacak.

Azınlık vakıfları da ha keza…

Kürt sorununda da daha önce de dile getirilen ancak pek uygulama alanı bulmayan bazı başlıklar öne çıkarılacak ilk etapta.

Bunlardan biri Kürtçe yer isimlerinin iadesi.

Bu konu resmileşecek.

Bir diğeri uçakta anons meselesi…

Bu konu hatırlarsanız "çözüm süreci" tartışmaları sırasında da ifade edilmiş, ancak ifade edilmekle kalmıştı, ama bu kez öyle olmayacakmış, kesinkes uçakta Kürtçe anons yapılmasına izin veren bir çalışma yapılacakmış.
Yine Kürt sorunu dâhilinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, "yerinden yönetim" gibi konuların tartışılması için muhatap meselesi de daha makul bir çerçevede ele alınacakmış.

Haber doğruysa, niyet edilmişse ve bu söylenenler gerçekleşirse sanırım her duyarlı kesim buna 'evet' diyecektir.

Ne Cizre'yi topa tutmanın, ne de fazladan mayın patlatmanın yaralarımıza merhem olmadığını gördük.

Yaralarımıza merhem olmadığı gibi, aksine yaralarımız daha da büyüdü.
Yaraları daha fazla büyütüp, bedeni kan kaybına uğratmadan tek çözüm var, o da, oturup konuşmak!

Konuşup sorunu çözüme kavuşturmak...

Tabi aynı zamanda, daha önce yapıldığı gibi zamana yayma politikaları peşinden koşmamak.

Çünkü bunun da bir çözüm olmadığını gördük, evet, top ve mayın çözüm değil, ama zamana yayma tutumları da çözüm değil!

O nedenle tek çözüm, bazıları buna "barış" diyor ama ben "çözüm" diyorum.

Kürt, Ermeni, Alevi, azınlık, her ne ise, talepler, en makul haliyle ele alınıp "çözüm" üzerinde kafa yormak!

İnsanlar gökyüzüne doğru havalanırken, uçakta anons dinlesin, yerde, durup dururken ölmesin!

Semaha dönsün, ibadetini bildiği gibi yapsın, hatta izinsiz.

Böyle bir coğrafya yaratılsın.

Yakıp yıkmaları tümden ertelersek, hep öldürmektense, bir de yaşatmayı düşünürsek, neden olmasın!?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.