Van’daki Eczacılar: bulaş konusunda endişeliyiz

7’den 70’e herkesi ve şüphesiz her sektörü ciddi manada etkileyen Koronavirüs (Covid19) dünyada yıkıcı etkiler bırakmaya devam ediyor. Bu anlamda en büyük mücadele sağlık alanında verilirken sağlıkçılar süreçte ön safta savaşmaya ve hastalık ile mücadele devam ediyor.

Van’daki Eczacılar: bulaş konusunda endişeliyiz

VanHaber - Bu sürecin kahramanları olarak öne çıkan sağlıkçılar kadar tedavinin olmazsa olmazı olan eczacılar da kritik bir rol üstlenirken, süreçte yaşadıkları olumsuzluklar ise çok da öne çıkmıyor. Bir taraftan pandemi ile mücadele şifa olmak için uğraşan, bir taraftan sağlıklarını korumaya çalışan Van’daki eczacılar hem süreci hem de sıkıntılarını anlattı.
 

2019 yılı aralık ayında, Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına aldığında, sağlığın ve sağlık çalışanlarının önemi bir kez daha gün yüzüne çıktı. Halen etkisini sürdürmekte olan salgın, sağlık çalışanları ve eczacılık mesleğindeki hassasiyeti gözler önüne seriyor. Van Bitlis Hakkâri Eczacılar Odası Başkanı Fikret Baransel, ülkede ve ilde son zamanlarda korana virüs salgınının daha çok artığını bu nedenle sağlık çalışanlarının ve eczacıların da ciddi anlamda riskli meslek grubunda olduğunu belirtti. 2019 yılı aralık ayında, Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına aldığında, sağlığın ve sağlık çalışanlarının önemi bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Süreç sağlık hizmetinin önemli bir halkası olan eczacılar için de farklı gelişmelere yol açtı. Vatandaşın hastaneye gitmeden uğradığı ilk yer olan eczaneler, pandemi sürecinde maskelerin halka ulaşması noktasında da ağır bir sorumluluğu yüklendi. Eczacılar, COVID-19’a karşı sürecin en başından itibaren ön saflarda mücadele yürüterek, önemli bir kamu sağlık hizmeti görevinde hem sağlık sisteminin yükünü hafifletmede hem de hastalardaki bulaş riskini azaltmada göz ardı edilemeyecek bir işlev gördü. Eczacılar, halka en yakın sağlık çalışanları olarak kronik hastalık tanısı olan hastaların ilaçlarından yoksun kalmamalarını sağlamakla birlikte tüm basit rahatsızlıkları ise diğer sağlık ekibiyle birlikte takip etti. Şehrivan Gazetesi olarak görüşme sağladığımız Van Bitlis Hakkâri Eczacılar Odası Başkanı Fikret Baransel ve eczacılar süreç boyunca yaşadıklarını anlattı. Başta kağıt reçete ile kendi ilacını almak için eczanelere gelen hastalar olmak üzere sürece dair bir çok önemli tespiti paylaşan o isimler pandemi boyunca yaşanılan sorunlar ve kendi sıkıntılarını da Şehrivan aracılığı ile anlattı.

“KÂĞIT REÇETEYLE İLGİLİ BAŞARILI BİR NOKTADA DEĞİLİZ”

Eczaneler risk altında şifa dağıtmaya devam ederken Van Bitlis Hakkâri Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Baransel sürece dair tüm yaşananları ve sıkıntıları Şehrivan aracılığı koronavirüsün seyrine dair gidişatı şöyle anlattı: “Koronavirüs kontrolden çıktı mı çıkmadı mı, farklı bir olay ama büyüdü, en azından onu biliyoruz. Zannediyorum koronavirüsü geçirmeyen veya taşımayan bir aile yok, oldukça zor bir süreç bir süreçten geçiyoruz. İkinci dalga kavramı ise çok yorucu diyebilirim. Misal birinci dalganın etkileri kaybolmadan, virüsten sonra dinlenmeden ikinci dalgayla mücadele etmek insanı psikolojik buhrama da sokabilir. Umuyorum önümüzdeki dönem ikinci piki biraz daha hafifletip biraz soluklanma şansı yakalarız. Çünkü bu mücadele uzun soluklu bir mücadele, pandemiler bir hafta on günde veya birkaç ay içinde biten salgınlar değillerdir.”

BULAŞ KONUSUNDA ENDİŞELİLER!

“Biz de sağlık çalışanları olarak aynı sıkıntıyı yaşıyoruz, uzun zamandır kâğıt reçeteler konusunu sürekli gündeme getiriyoruz. Maalesef kâğıt reçeteyle ilgili başarılı bir noktada değiliz. Bu konuda sürekli açıklamalarda yapıyoruz, çünkü hastaneden reçete çıkıyor eczaneye gelinceye kadar hasta veya doktordan bulaşmazsa bile farklı birden illa bulaşıyor. Sonra reçete eczacıda işlem için bir müddet kalıyor daha sonra reçeteyi sosyal güvenlik kurumuna yolluyoruz, dolayısıyla hastaneden sosyal güvenlik kurumuna kadar ki alanda ciddi bir etki alanı olan kâğıt reçetelerden bahsediyoruz. Bulaş konusunda en çok endişe duyduğumuz konuların başında geliyor.”

“HASTANIN KENDİ İLACINI ALMAYA GİTMESİ KORKUNÇ BİR ŞEY”

Baransel koronavirüs hastalarının kendi ilaçlarını almalarının oldukça riskli olduğunun da altını çizerken, “Hastanelerin pozitif hastalarla ilgili ilgilenen bir birimi vardı, o birimin içerisinde de ilaç dağıtım yerlerini vardı. Şimdi ise maalesef böyle bir durum söz konusu değil. Pandemi uzun soluklu bir mücadele, burada bütün kaynaklarınızı doğru kullanmanız çok önemli serbest eczanelerde bu kaynağın bir parçası bizim de bu konu da herhangi bir şekilde covid hastasına hizmet vermekten imtina etmemiz söz konusu olamaz, bütün hastalarımızı ayırt etmeden hastalığı ne olursa olsun hizmet etmek zorundayız. Ancak bazı tedbirlerin alınması şart, örneğin; hastanın kendi ilacını almaya gitmesi korkunç bir şey ve biz bunu yaşıyoruz. Hasta kâğıt reçetesiyle hastaneden çıkıyor, toplu taşımaya biniyor bir şekilde eczaneye gelip ilacını alıyor ve daha sonra tekrar toplu taşımaya binip tekrar evine gidiyor. Bu hasta toplu taşıma konusunda da risk teşkil ediyor, eczaneden dolayı da risk teşkil ediyor. Bununla ilgili daha sağlıklı bir model kurmak zorundayız, bir model kuramazsak bu durum bizim bugüne kadar olan mücadelemize zarar veriyor.” İfadelerine yer verdi. 

“AMACIMIZ YAŞATMAK İÇİN YAŞAMAK”

Eczacıların testlere tabi olamadığını dile getiren Başkan Baransel, “Üzülerek söyleyebilirim ki herhangi rutin bir test uygulamamız yok, yetişmiş insan gücünüz aslında dünyadaki her şeyiniz sizi ileriye taşıyan sizi koruyan çok önemli bir kaynağınızdır. Pandemi dönemindeki yetişmiş insan gücümüz sağlık çalışanlarıdır, bunları koruyup kollamamız lazım. Biz sağlıkçılar yaşatmak için yaşamak istiyoruz. Sağlık çalışanı enfekte olduğunu bilmezse ne kadar korunursa korunsun çalışmaya devam edecektir, dolayısıyla bir bulaş kaynağı olma ihtimali doğuyor. Aslında sağlık çalışanları için rutin test uygulamasına geçilmesi gerekiyor.” Diye ekledi.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA TÜKENMİŞLİK VAR”

Bütün sağlık çalışanlarında tükenmişliğin var olduğuna değinen Baransel, sözlerine söyle devam etti: “Burada tükenmişliğin birkaç sebebi var, altında yatan nedenleri iyi tahlil etmek gerekir. Bunların birincisi pandeminin uzun sürmesi, mücadele çok uzun sürüyor ve bu süreçte de motivasyonu yüksek tutmakta çok zor. Mücadeleye güç katacak veya zayıflatacak birkaç önemli nokta var, bunlardan biri sağlıkta şiddet, yani kendi ayağımıza sıktığımız kurşun, mücadeleyi zayıflatacak ve motivasyonu düşüren konuların başında geliyor. İkinci, hiçbir sağlıkçı kendi mesleğini para için yapmaz, sağlık hizmeti para için yapılmaz, kendi canınız pahasına başkasının canını kurtarmaya çalışıyorsunuz, bunlar para için yapılacak şeyler değildir. Çünkü ucunda canınız var o parayı kazansanız bile harcamanıza fırsat vermeyen bir salgından bahsediyoruz. Ancak maddiyat olmadan hiçbir şey yapılmaz, bu konuda sağlıkçıların ve eczanelerin desteklenmesi gerekiyor. Eczaneler kendi tedbirlerini bütçelerinden aldılar, hâlbuki devlet tarafından sağlık çalışanlarına ve sağlık birimlerine bütçe ayrılıyor. İşte bu konuda gelir ve gider endeksinin bir birbirini tutmaması herkes gibi sağlık sektörünü de çok kötü etkiliyor. Bizim de desteklenmeye ihtiyacımız var, pandemiyle mücadele de ekonomi çok önemli”

ŞİDDET BİR SEÇENEK OLMAKTAN ÇIKMALI

Yasalarla şiddetin ortadan kalkmayacağının ve kalkamayacağının altını çizen Başkan Baransel, “Herhangi bir yasakla herhangi bir zorlamayla şiddeti engellemezsiniz.” Şeklinde konuşurken, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ile ilgili olarak ayrıca, “Şiddet ancak toplumun kültür ve eğitim seviyesinin artması ile ortadan kalkar. Bu yapılamıyorsa şiddetin kaynağı tespit edilmeli, bence şiddet ailede başlıyor kendi çocuğumuzu yetiştirirken onun hayatından şiddeti çıkararak bireyi topluma kazandırmamız lazım. Sadece fiziki şiddet değil bunun yanında sözlü şiddette de çok dikkat etmek gerekir. Dolayısıyla şiddeti hayatımızdan çıkarmak için önce aileden başlamak gerekir. Birbirimize şiddet dolu cümleler kullanıyoruz ve bu sözlü şiddet ne kadar görülüp ne kadar duyulursa o kadar normalleşiyor. Hepimizin ihtiyacı daha ılımlı daha sakin bir dil kullanarak bütün sorunları konuşarak ortadan kaldırmaktır. Sizi yaşatmak isteyen insanlara şiddet uygularsanız bu sorun bitmez ve sürekli devam eder. Kesinlikle şiddet bir seçenek olmaktan çıkmalı.” Dedi.

SON İKİ AYDA REÇETELİ HASTA SAYISI, ARTIŞ EĞİLİMİNDE

Pandemi sürecinin herkes gibi eczacıları da ekonomik, psikolojik ve duygusal yönden kötü etkilediğine dikkat çeken Yağmur Eczanesi yetkilisi Metin Tuncay Dokuyucu ise, “Öncelikle kâğıt reçetelerle eczanemize ilaç almaya gelen vatandaşların koronavirüs hastası olduğunu öğrendiğimiz zaman hem korkuyoruz hem de psikolojik sıkıntılar geçirmeye başlıyoruz. Misal o gün eve gittiğimiz zaman ailemizi düşünmeden yapamıyoruz. Buda bize büyük sıkıntılar yaratıyor. Bu konuda ilk aldığımız önlem personel ve hasta arasındaki önlem daha sonra maske ve kapı girişlerindeki dezenfektan uygulamasından ibaret. Bir de mümkün olduğu kadar eczanedeki klimayı çalıştırmamaya özen gösteriyoruz. Bunlara rağmen korkularımız ve endişelerimiz devam ediyor, çünkü son iki ayda reçeteli hasta sayısı bayağı arttı.”

ONLARIN DA EKONOMİSİ ETKİLENDİ!

“Sağlık konusunda önlem almamıza rağmen virüse karşı bir şüphe her zaman var. Bu şüphe ailelerimize de yansıyor, duygusal bağlamda da etkilenmeye başlıyoruz. Yine de tüm önlem ve tedbirlerimiz halkın sağlığı için ve kendimize de mümkün olduğu kadar dikkat ediyoruz ama bu önlemler yetmiyor, başta sorumlu eczacı olmak üzere tüm personellere test yapılmasını gerekir. Belirli aralıklarla dezenfektan uygulaması yapılmalıdır. Bunlarla birlikte pandemi süreci herkesi etkilediği gibi eczaneleri de olumsuz yönde etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Hele ki ekonomik açıdan çok kötü etkilendiğimizi belirtmek isterim gerek kira ve gerek ödemelerini yapamayan eczacılar bile var.” İfadelerini kullandı.   

“YA VİRÜSÜ HAFİFE ALIYORLAR YA DA BİLİNÇSİZLER”

Erdoğan Eczanesi yetkilisi Reşat Nuri Erdoğan, “Hastanelerin, pozitif hastaları muayene edip izole edilesi için eve yollamaları gerekirken ellerine kâğıt reçete verip eczanelere yolluyorlar. Hastalar ise eczanelere gelerek testim pozitif çıktı, reçeteyi uzatıp bana bu ilaçları verir misin diyorlar. Şimdi anlamadığım konu, ya bu hastalığı çok hafife alıyorlar ya da vatandaşlar dâhil olmak üzere hastane yetkilileri çok bilinçsiz. Çünkü testi pozitif çıkan vatandaşların ambülansla ya da kendi şahsi arabaları varsa arabalarıyla hiç kimseye temas etmeden evlerine gitmeleri gerekir. Bunu da hastanedeki yetkililerin ellerine reçete verip göndermeleri dışında uyarıda bulunmaları gerekir. Bu hastaların ilaçlarını ya hastane karşılamalı ya da E-reçeteye geçilmeli. Her eczane de sorumlu eczacı ile birlikte 3-4 tane de çalışan var, bunların aileleri var, göz göre göre bizi risk altına alıyorlar. Bizim bu konudaki hassasiyetimizi göz ardı etmesinler, hastane yetkilileri başta olmak üzere Van’daki tüm yetkililerden ricam bu konuda gerekli önlemleri alsınlar. Bugün virüse tutulmasak yarın tutulma ihtimalimiz var.” Şeklinde konuştu.

RİSK ALTINDAKİ ECZACILAR TESTE TABİ TUTULMUYOR

Pandemi süreci boyunca öncelikli olarak hasta sağlığının daha önemli olduğuna vurgu yapan eczacılardan Şahin Topuz ise mevcut sıkıntılarına dair şunları söyledi: “Bilinçsiz hasta sayısı çok fazla misal covidli hastaların eczaneye gelip ilaç almaları bizim için büyük bir risk teşkil ediyor. Üstüne üstlük bazı hastalar bizimle mesafelerin korumadıklarını tespit edebiliyoruz. Hasta yakınlarının eczaneye gelmeleri, ilaçları onların alması gerektiğini düşünüyoruz. Veya hastalar için ilaçların tamamının hastane ortamında bu hastalara sunulmalarını öneririz.”

ECZACILAR HEM MADDİ HEM MANEVİ OLARAK ETKİLENDİ

“Pandemi sürecinde gerek maddi gerekse manevi olarak büyük ölçüde etkilendik. Pandemi süreci başlamasından bu yana test yapılmadı, aslında büyük ölçüde risk grubu olan bizler bu testlere tabi tutulmadık, buda demek oluyor ki bize de test yapılırsa pozitif çıkma olasılığı artar. Tabi bu süreçte psikolojik olarak ister istemez insan etkileniyor ve en çok etkilenen grupların içinde eczacılarda yer alıyor. Çünkü herkesin bir ailesi var, sevdiği veya eşi, dostu var. Bunlara bulaştırdığın zaman vicdan azabı çekmeye başlarsın, özellikle bütün arkadaşlarımızın evinde illaki kronik rahatsızlığı olan ya da 65 yaş üstü tehlike grubunda olanlar vardır. Bu da ister istemez bizim için ailemize yaratabileceğimiz bir risk.” Sehrivan
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner7

Kayseri escort kayseri escort türk ifşa