Özgökçe: Devlet kurumları bize baskı yapıyor

Halkların Demokratik Partisi Van Milletvekilleri Bedia Ertan Özgökçe ve Lezgin Botan Van Basını ile bir araya geldi.

Özgökçe: Devlet kurumları bize baskı yapıyor

Van Haber- Van Milletvekilleri Bedia Ertan Özgökçe ve Lezgin Botan yeni yasama yılı dolayısıyla Van basını ile bir araya geldi Bak Hele Bak Kahvaltı salonunda düzenlenen toplantıya HDP ve DBP Yöneticileri de katıldı.

Toplantıda ilk olarak konuşan HDP Milletvekili Lezgin Botan “Basın toplantısında sizlerle bir araya gelmek ve sorunlarınızı dinlemek istiyoruz. Sahada olan bitenleri takip eden analiz eden siz gazeteci arkadaşlarımızsınız. Politikacılar konuşmayı çok sever ancak biz konuşmaktan çok sizleri dinlemek isteriz. Mecliste Van ve bölge halkı adına yaptığımız çalışmaları sizlere gönderiyoruz” dedi.

‘’Bugün Burada Olması Gerekenler Burada Değil’’

Yasama yılına buruklukla başladıklarını söyleyen Botan, “Halkların demokratik partisi eş genel başkanı ve vekilleri rehin alınmış. Bu da meclise kara bir leke olarak damga vurmuştur. 4 Kasım darbesinin üzerine gidilmesini her seferinde dile getiriyoruz. Bizler bugün burada otururken, bugün yanımızda olması gereken eş başkanımız Van milletvekili Figen Yüksekdağ ve Tuğba Hezer’in bugün burada oturuyor olması gerekiyordu. Sayın Bekir Kaya’nın bugün burada belediye ile ilgili sorularınızı cevaplaması gerekiyordu. Siyasi hükümetin tahammülsüzlüğü bugün Van halkı tarafından 375 bin oyla seçilen vekillerimize ve belediye başkanlarımız tutuklandı ve vekillikleri düşürüldü. Aslında milli irade diyenlerin milli iradeye saygı duymayan ve muhalefete tahammül etmeyen bir siyasi hükümet var” dedi.

 ‘’Direnmeye Devam Edeceğiz’’

Basın üzerinde baskıların olduğunu söylen Botan şöyle devam etti: “Bu baskı basının elinde olan bir şey değil. Çok sayıda basın kuruluşu halkın haber alma hakkına darbe yapıldı. Yapılan darbe ile demokratik muhalefet ile sesi kısıldı. Geri kalan basına gereken mesajı verdiler. Elimizde seçenek olarak maalesef sosyal medya kaldı. Bu bir tercih değil. Ancak maalesef bu bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır. İlimiz ve bölge hakkında neler düşündüğümüzü, siyasi parti olarak başka kanallardan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bunu da ya sosyal medya da ya da halk ile yüz yüzüne bunu yapıyoruz. Çok etkili olmamakla birlikte halkımıza sesimizi duyuruyoruz. Halkta bizi bağrına basıyor. Meclisteki çalışmalarımızı halkımız için yapmaya devam edeceğiz. Biz Türkiye’nin milletvekilleriyiz. Biz mecliste 3 büyük siyasi partisi olarak bütün Türkiye halkı için siyaset yapmaya devam edeceğiz. İlimiz ile ilgili yaptığımız çalışmalarımızı hepiniz çok iyi görüyor ve takip ediyorsunuz. 15 Temmuz sonrası meclis etkinliği sınırlandırıldı.  Denetleme yetkimiz sıfırlandığı ve halkın teslim alındığı, sorgulamadan biat edilmesi sağlanan bir durum ile karşı karşıya kaldık. HDP olarak direnmeye ve halkın sesi olamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

 ‘’Konum ve coğrafya olarak Van önemli bir yerde’’

Van’ın önemli bir konuma sahip olduğuna işaret eden Botan şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’da Avrupa yakası Türkiye için neyi ifade ediyorsa Van’da doğuda Türkiye için bunu ifade ediyor. Nüfus olarak demiyorum. Konum ve coğrafya olarak Van önemli bir yerde. Sürekli oy kaygısı ile sürekli sözler veriliyor. En basitinden Van’ın hemen halledilecek sorunları varken şunu sormak isterim. Van genç bir nüfusa sahip, işsizlik TUİK’e göre yüzde 40 bize göre ise yüzde 60. Van zoraki bir metropolleşme yaşıyor, sürekli göç alıyor fakat bölge halkının sürekli biat edilmesi istendi. Van için yapılacak her türlü çalışmayı desteklediklerini kaydeden Botan, “Bir Vanlı olarak kendi ilimin gelişmesine ve zerre kadar katkısı olacaksa bizim başımızın üstüne. Her türlü desteği vermeye her zaman hazırız. İran’a sınır bir iliz. En çok turisti biz alıyoruz ancak İran konsolosluğu Erzurum’da. Enerji konusunda 1970’lerden kalan altyapı ile palyatif çözümler ile Van enerji sorunundan çözülemiyor. Van cazibe merkezi olacak diyorsunuz ancak Van’da elektrik sorunu var. Bir aile beyaz eşyayı 5-6 yıl kullanacağı yerde 5-6 ayda kullanabiliyor. Gelen elektriğin voltajı da oldukça düşük. Sürekli bir onarım hikayesi var ancak bu her zaman bize kayıplara neden oluyor. Burada ailelerin kaybı da çok. İsterlerse bunu çok rahatlıkla çözebilirler” dedi.

 ‘’Neden Kamulaştırma Yapılmıyor’’

Van’ın önemli sorunlarından bir tanesi olan 18’inci madde ile ilgili de konuşan Botan şöyle devam etti: “Van’ın birçok sorunu var. 18. Madde sorunu var. Belediyeyi bahane ederek belediyeden yetkiyi alıp Çevre Şehircilik Bakanlığına verdiler. Neden Van’da çevre yolunda 18. Madde ile yapılıyor, neden kamulaştırma yapılmıyor, Van çok mu zengin dedik. Bize biz bunu ilk Van’da başlattık dediler. Ancak bu sorun henüz çözülmedi. Çevre yolu rehin edilmiş durumda. Van’a atadıkları kayyum net bir şekilde söylüyorum gasptır. Van en güzel turistlik yerine kavşak yapılıyor. Van’da dinamikler var. Kayyum geçişi olarak Van’a gelen, gücünü halktan almayan ve yarın gidecek birisidir. Kayyumun ilk icraatı park ismini değiştirmek, kadın sığınma evlerini kapatmak ve buna benzer yerleri kapatarak devlet bütçesine katkı sağlayacağını söylediler. Edremit’te devlet kurumların işgal ettiği yerler kaldırılmadı, esnafın derme çatma yerlerini kaldırdılar. Edremit’te Sayın Kayyum bize bir yürüyüş parkı yapmış. Bu çalışma ile Edremit’in denizle bağını kestiler. Van Et, Et Balık, Süt fabrikası halen kapalı. Çimento fabrikasının oradan kaldırılması gerekiyor ancak kaldırılmadı. Neden Van’da ikinci çimento fabrikasının kurulmasına engel oluyorsunuz. Van’da ikinci bir çimento fabrikası kurulursa, illerde yapılan inşaatlar çimentoyu Van’dan alacak, Vanlılar çimentoyu daha ucuza alacak.” İfade etti.

 ‘’Devlet bütün kurumları ile bizi her alanda baskılıyor’’

Botan’ın ardından konuşan HDP Milletvekili Bedia Özgökçe ise ilk olarak şunları söyledi: “OHAL sürecinden dolayı yapılan birçok basın yayın organı var. Bu OHAL bütün ülkede insanları kötü etkiliyor. Ekonomik anlamda ülke ciddi sıkıntılar yaşıyor. Turizmin en iyi ülkesi olan ülkede ne yazık ki sorunlar yaşanıyor. Tam bir yönetim krizi ile karşı karşıya kalan Türkiye halkı bunları hak etmiyor. 3 yıl önce başlatılan çözüm sürecini hepimiz yaşadık ve neler olduğunu gördük. O süreçte Van’ın ve bölgenin nasıl gelişim kaydettiği hepimiz gözledik. Hükümetin, devletin elinde bulunduğu imkan ile barışı öncelemesi gerekiyor. Devlet bütün kurumları ile bizi her alanda baskılıyor. Bir vekilimizin daha vekilliğinin düşürülmesi ile karşı karşıya kaldık. Tayyip Erdoğan’ın bizlere gösterdiği yol bu ülkede sorunları çözecek yol değil. Bu yoldan dönülmesi gerektiği çağrısını yeniden söylüyoruz. Türkiye’nin hem içerde hem dışarda sorunlarını çözerek yoluna devam etmesi gerekiyor. Bunun yolu da halkla bir araya gelmek ve OHAL sürecinin kaldırılması gerekiyor’’dedi.

 ‘’Van’ın vergi sorunu çözmek 15 dakika sürüyor’’

Van’ın 2011 yılında büyük felaket yaşadığını hatırlatan Özgökçe şöyle devam etti: “Van depremi sonrası neler yaşadığımız hiçbirimiz unutmayacağız. Van’ın vergi sorunu ne yazık ki çözülmedi. Birçok ilde bu sorun çözülürken, Van’da çözülmedi. Van’ın vergi sorunu çözmek 15 dakika sürüyor. Kanunu hazırlamak ve geçirmek bu kadar olay işte. Yaptığımız tüm çalışmalarda merkezi hükümet Van’ın vergi sorununu çözmedi. Taksitler yaparak vergi borcunun ödenmesi sağlandı. Bu sorunu yeniden gündeme getirecek ve çözülmesi için çaba göstereceğiz.”

 ‘’Öz Yönetim Taleplerimiz Kabul Gördü’’

Irak’ta Barzani’nin aldığı karar doğrultusunda yapılan referandum sorusunu cevaplayan vekiller şu cevapları verdi. Bedia Özgökçe soruyu şöyle cevapladı: “Kürt Halkının talebi kendi bölgesinde yaşadığı yerlerde çeşitli vesilelerle kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde davrandığını zaten gösterdi. Bu bölgelerde yerel seçimlerde yüzde seksen Kürtlerin taleplerini ve haklarını savunan partinin olduğunu ve kazandığını görmekteyiz. Türkiye’nin yapması gereken tek şey bu modele uygun bir planlamayı devreye sokması gerekir. Örneğin bizler bunu öz yönetim olarak tarif ettik. Bizim farklı taleplerimiz her zaman olmuştur. Türkiye’nin yapısal modeline uygun şekilde bizimde talebimiz bu yöndedir dedik. Bu öz yönetim taleplerimiz tüm Türkiye tarafından kabul gördü.” Diye konuştu.

 ‘’Hevler’e kayyum atamak o kadar kolay değil’’

Botan ise şu cevabı verdi: “Kürtler evrensel ve en demokratik olan yolu seçiyorlar. Sandığı seçmiş ve sandığa gitmişler. Sandık dünyadaki en adil ve demokratik olaydır. Kürt halkı orada iradesini ortaya koymuş ve sandıkta seçimini yapmıştır. Hevler’e kayyum atamak o kadar kolay değil. Kürtler kendi öz iradesi ile yaşamak istiyorlar. Hayatın doğal akışı bizi bizleri bir yerlere sürüklüyor. Ya eşit anayasal haklar verilir, ya da hayatın doğal akışı seni de oraya götürecektir. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Bu kimsenin uykularını kaçırmasın. Zoraki olarak çizilmiş sınırlar dışında siz Kürtlere ne öngörüyorsunuz? Referandumu ret edenler Kürtlere ne öneriyor? Buraya kayyum atayan zihniyet Van’daki halka ne öneriyor? Mevcudu öneriyorlarsa bunu geçsinler. Mevcudu önermiyorsanız, ne öneriyorsunuz? Bunun cevabı verilmeli. Irak’taki Kürtler seçimini yapmış ve buna saygı duyulmalıdır” dedi.

 ‘’Bütün Yollar Kapanmıştır’’

Bedia Özgökçe: “Üç yıla yakındır Yargı, Yasama, Yürütme de bir tıkanıklık yaşandığı doğrudur. Fakat Bu tam anlamıyla iktidarın bir tıkanmasıdır çünkü bütün yolları kapatmışlardır. Çünkü zora dayalı bir yönetim anlayışı ortaya koymuştur ve bunu fiilen ortaya koyuyor. 2019 da ise bu hayallerine ulaşmaya çalışıyorlar. AKP İktidarı ve Tayyip Erdoğan’ın isteği bir başkanlık rejimidir. Bunların istediği rejim dikta bir rejim başkanlığıdır. Bunları tüm Türkiye’de anlatmaya çalıştık. Herkes aslında yeni gelen rejimin ne anlama geldiğini aşikâr bir şekilde görüyor ve biliyor. Korkunç bir baskı politikası var. İnsanlar itiraz ettiklerinde işlerinden atılıyorlar ya da ceza evine konuluyorlar. Yani Ayşe Öğretmen bunun en bariz ve can yakıcı bir örneğidir. Yani insanlar Türkiye’de artık sosyal medya hesaplarından yaptıkları bir paylaşımdan dolayı cezaevlerine konuluyor. Yargı, Yasama, Yürütme tam anlamıyla kontrol altına alınmıştır” dedi.

 ‘’Bir örgüt adına burada değiliz’’

Çözüm süreci döneminde Van’daki işadamlarından ve diğer kesimlerden rüşvet alındığını sorusunu da cevaplayan Botan şu ifadeleri kullandı: “Biz bir siyasi partiyiz. Halkın oyu ile seçilmiş HDP’ni temsilcileri olarak karşınızdayız. Bir örgüt adına burada değiliz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosunda yer alan vekilleriz. Bu soruların doğrudan muhatapları biz değiliz. Halka yapılan şiddet kimden gelirse gelsin bunu tasnif etmiyoruz. Bunun sorumlusu HDP değil.”

 

‘’Bu kardeşliğin ömrü bitmiştir’’

Botan konuşmasının devamında, “PKK ile mücadele edip ‘Kütler benim kardeşimdir’ diyor. Mehmet Uzun’un isminin parklardan silinmesi, Ceylan Önkol’un isminin parklardan silinmesi Ahmed-i Xani’nin büstünün kırılması, yerlerde sürüklenmesinin PKK, işadamı ne alakası var. Kardeşlik ile ne alakası var. Bu nasıl bir kardeşliktir. Askerlik yap, vergi ver, tarla sür sonra da ne mutlu Türk’üm diyen, ne mutlu Fars’ım diyene, ne mutlu Arap’ım diyene de. Bu kardeşliğin ömrü bitmiştir.” İfadelerini kullandı.

 ‘’Van’da hangi işadamı kaçırıldı?’’

Botan belediyede sürekli müfettiş olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Bir tane yolsuzluk ya da başka bir şey bulamadılar. İçişleri Bakanı çıktı ‘dağa ekmek göndermişler’ dedi. Hadi bunu bu yalana doğru diyelim. Peki, sormazlar mı adam; senin kaymakamın, senin valin, MİT’in, karakol komutanın ve emniyetin bunlara yardım ve yataklık etmiş. Muradiye Belediyesi ekmek pişirmiş, yemek yapmış ve Tendürek’e göndermiş. Buna hangi akıl inanır. Hangi iddianame de bu yazılıyor. Şu anda kendi belediyelerine hırsızlıkları yakalıyor ve işi başkasına yüklüyorlar. Saray’daki kapıda yapılanlar sadece 2-3 memurlar sınırlı değil. Bunu Allah’ta biliyor, kulda çok iyi biliyor. Van’da hangi işadamı kaçırıldı. Ben Van’da böyle bir şey duymadım. Sivil irade olarak buna hiçbir zaman rıza göstermeyiz ve çıkar bununla ilgili açıklama yaparız. Ben bilmiyorum kimler dağa götürülmüş, nasıl götürülmüş ne yapılmış bilmiyorum. Daha düne kadar Barzani’ye dostum kardeşim deniliyordu bugün ise aşiret lideri Barzani deniliyor. Özgür ve iradeli Kürt’ün kabul etmeyen bir irade var. Herkes kendi payına düşeni almalıdır. Biz siyasi partiyiz. Savaşla ilgili şunu söyleyebiliriz tek çözüm yolu müzakeredir. 100 yılda 500 yılda savaşsanız geleceğimiz yer yine burasıdır. Biz taraflara bu çağrıyı yaparız” dedi.

 

“Yerel yönetimler konusunda öz eleştiri gerekiyor mu?” sorusuna da cevap veren Botan şunları söyledi: “STK’ları, basını muhatap alınması ve bu konuda ulaşılabilirliği olması gerekiyor. Bu böyle olmalıdır. Buna kapılarını kapatan kendilerine ters düşer. Bu konuda öz eleştiri yapılması gerekiyor. En fazla öz eleştiriyi yapan partiyiz. Bu konuda da hiç çekinmeyiz. Siyasi irade olarak bizimle sınırlı olan kısmının öz eleştirisini yapar ve konuşuruz.”

 

“Sürece yeniden geri dönülür mü?” sorusuna cevap veren Botan, “AKP’nin dış politika macera hayalleri, Devlet Bahçeli’ye, Ergenekon’a teslim olmuş bir akıl ile çözümün olamayacağını net bir şekilde ortadadır. Bugüne kadar İslamcı Kürtlere seslenip bunlarla çözüm olmaz, bunlar engellediler, başkanlık olsun göreceksiniz diyerek insanların duyguları ile oynandı Bu yüzden de bu akıl ile bir süreç olmaz.” Şeklinde konuştu.

 

“16 Nisan’da bölgede neden oylar evet olarak çıktı?” sorusunu cevaplayan Botan şöyle devam etti: “Birincisi bölgeye muazzam bir baskı uygulandı. Muhtarlar ile kanaat önderleri resmen tehdit edildiler. Çok demokratik bir ortamda geçmedi. İkincisi biz bunları muhatap olmaktan çıkaracağız yeni muhataplar oluşturacağız. Köydeki Mehmet Ağa ile sorunu çözecek ama Van halkının yüzbinlerce oy verdiği Figen Yüksekdağ ile sorunu çözmeyecek. Korucu başı ile sorun çözmeye çalışanlarda samimiyet görmüyoruz. Sorunu çözülecekse halkın iradesi ile sorun çözülecek. Yoksa halka boş vaatler veriliyor. Bu da sorunu çözmek adına yapılan bir şey değil.”

 

Bedia Özgökçe ise, “Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm halkların sözünün iradesinin yansıtıldığı bir yerdir. TBMM aslında Demokrasi adına en önemli yerdir. Fakat şuan TBMM’nin işlemesini engelliyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde herkes baskı altındadır. Biz eminiz ki çok farklı düşündüğü halde bu iradesini, düşüncesini ortaya koyacak çok sayıda iktidar karşıtı milletvekili var. 3 yıldan bu yana 2 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bunu içerisinde sekiz yüzden fazla sivil insan var. Van’da yüz yirmiden fazla infaz yaşandı ve halende yaşanmaya devam ediyor. Türkiye’de artık infaz rejimi uygulanmaktadır. Türkiye’de bir yandan idam cezası söylemleri yaygınlaşırken aslında bir yerden de bakıyorsunuz ki fiilen idam var zaten. Her gün hasta tutuklular hayatını kaybediyor. Böylesi bir rejim var ve bu rejimde böylesi bir tıkanıklık içerisinde KHK’lar ile insanların bir gecede mal varlıklarına el konulan bir rejimdeyiz. Bir gecede KHK’larla insanların işinden atıldıkları ve ihraç edildikleri bir rejimdeyiz. Böylesi bir rejimde güvence de olmaz. Güvence olmayan bir yere ne yatırımcı gelir nede insanlar eni yatırım yapmak isterler. Şuan bakın kimse mutlu değil kimsenin yüzü gülmüyor. Sadece baskıya uğrayan kesim değil baskıya uğramayan kesimde büyük bir tehdit altındadır ve bunu hiç kimse hak etmiyor. Bu süreçten önce istek vardı, sorunların diyalog ile çözüleceğine dair bir inanç vardı. Fakat şuan hiçbir dönem yaşanmayan ağır bir dönem yaşanmaktadır. Demokrasinin işlemesi için siyasetin bu tıkanıklıktan arınması gerekiyor.” Dedi.

 

STK’lara da seslenen Botan şu ifadeleri kullandı: “STK’lar 3’üncü bir göz ve baskısı bir oluşum olmalıdır. STK’ların siyasete girmemesi gerekiyor. Siyasi partiler güçlü STK’ları arka bahçesi yapmak ister ancak, STK’ların bunu yapmaması gerekiyor. STK’lar barışı her zaman savunmalıdır. Bu sadece savaş için geçerli değil. Ailedeki barışı bile STK’lar savunması gerekiyor. Barışı savunması demek HDP’li ya da AKP’li olması anlamına gelmiyor. Aynı şekilde demokratik olması gerekiyor. Ben bunu ayar çekmek için söylemiyor. Bende bir STK’cı olarak bunu düşünüyorum. STK hukukun üstünlüğünü koruması gerekiyor. İstediği temelde kurulmuş olabilir. Ancak evrensel konulara sahip çıkmalıdır.”

 

“Bekir Kaya için STK’ların muhbirlik yaptığı konuşuldu. Bunun için ne düşünüyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Botan, “Bu konuda Van kamuoyuna yansıyandır. Söz konusu şahıslar gider mahkemede ifade verirler. İfadeden sonra bizde konuşuruz gerekirse. Bu konu çok fazla spekülasyona açık bir konudur. Mahkemede ellerine vicdanına koyarlar ve duyduklarını değil gördüklerini söylerler.” İfade etti.

 

“Soru önergelerinize cevap alabiliyor musunuz?” sorusunu cevaplayan Botan şöyle cevap verdi: “3 kanuna teklifi, 9 tane araştırma önergesi yine imzamın bulunduğu araştırma önergeleri var. Soru önergelerim 82 tane ve toplamda 153 tanedir. Bunun dışında hangi kurumlara ne önerge verdiğim ortadadır. Bu verdiğim soru önergelerinde 2-3 tanesinin dışında tek satırlar ile cevap verildi. Verdiğim soru önergelerinin çoğu da iade edildi. Geriye kalanlara ise cevap verilmedi. Bu konuda ciddi bir muhatapsızlık yaşadığımızı söyleyebilirim.”

 

CHP-HDP ittifakı olur mu? Sorusunu cevaplayan Bedia Özgökçe, “CHP-HDP ittifakı mümkün değil. CHP-AKP ve diğer tüm partiler ile ittifak olur ama CHP-HDP ittifakı kesinlikle olmaz. Çünkü derin ayrılıklar var. CHP sosyal demokrat bir parti olduğunu söylemesine rağmen bunu hiç görmedik. ‘Vekillikler kaldırılsın bu doğru değil ama destekliyoruz’ diyen Kılıçdaroğlu’dur. ‘Irak’a silahlanır gideriz diyen yine Kılıçdaroğlu’dur.’ Bu yüzden de CHP’de sosyal demokratlık bir parti görmedik. Bu sadece benim değil partimizin bir söylemidir.” Dedi.

 

“2018’de erken seçim olur mu?” sorusuna cevap veren Özgökçe şöyle devam etti: “2018’de seçim olur mu? Evet, olabilir. Bizde bunu duyuyor ve hissedebiliyoruz. Kayyumlarla nereye kadar? Kendi atadıkları kayyumlara yeniden kayyum atadılar. Onlarda atadıkları kayyumlarla baş edemiyorlar. HDP ile bu başladı ve şu anda kendi belediyelerine bunu yapıyorlar. Bu ciddi bir rahatsızlık başlattılar. 2018’de hem yerel hem de genel erken seçimi olabilir.”

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2018, 16:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER