En az 100-150 yıl ister!

Van'da Sanat Parkı'ndayız basın açıklaması yapılacak diye ve biraz sonra Eğitim-Sen üyesi öğretmenler gelip burada açıklama yapacak, itirazlarını dile getirecek

En az 100-150 yıl ister!


Haberciler olarak işimiz gereği biz de her zamanki gibi haber öncesindeki konumumuzu almış durumdayız tabi…

Bir haberci, her zaman, 15 dakika önce haber yerinde olmalı!

Bir meslektaşımla birlikte parktaki bir bankta oturmuş etrafı inceliyoruz, sonuçta gazeteci merakı, gözlem önemli...

Allah var, parka güzel bir biçim verilmiş, mühendislik bir iş olduğu her halinden belli.

Çevrecilik iyi işlenmiş; ağaç ve çimler var, çimlere basılmasın diye kilit taşlarından müteşekkil genişçe ara yollar var, oturmak için banklar var, kısacası dinlenmek için ve de adı üstünde "sanat" görmek için güzel bir park…

"Sanat" dedim de mesela sokak tiyatrosu olur ya hani, parkın bir köşesinde bir oyun icra edilir, o köşedekiler oyun izler, başka bir köşede müzik icra eden birileri olur, ya da bilemediniz her gün bir sergi olur, resim, kitap, el sanatları, sanata dair bir etkinlik, bir şiir dinletisi veya…

O gün bunlar yoktu, diğer günlerde de olmadığını söyledi etraftakiler.

Peki, ne vardı?

Meslektaşımla oturduğumuz bankın yaklaşık 5 metre ötesinde çimlere kurulmuş 3-4 tane 12-16 yaşları arasında çocuk vardı.

Çim üzerinde oturmuş semaver yakıyorlardı.

Semaverden düşen kül ve köz, çimleri siyaha boyamıştı.

Belki 10 dolayında bıyıkları yerinde, tespihleri ellerinde, koca koca adamlar çocukların etrafında, çimlerin üzerinde, nereden elde ettikleri belli olmayan oturaklarla kümelenmişti.

Çay mı içiyorlardı, hayır, banklarda doluluk oranı yetmeyince yakındaki bir kahveden muhtemelen getirdikleri oturaklarla orada öylece çevreyi izliyorlardı, hani çimlerde değil o geniş ara yollarda da, hatta gölgelik yerde de oturabilirlerdi, ama onlar bu sıcakta güneşi ve çimleri tercih etmişti…

Onların duyarsızlığına şahit olurken birazdan, üzerinde sarı giysi olan bir çocuk yanımıza yaklaştı:

"Çay getirem mi?" diye sordu.

Tabi çaydan önce çimlerin yanmış, karalanmış hali geldi aklıma; "belediye size bir şey demiyor mu?" diye sordum ben de çocuğa.

Islak ellerini pantolonunda silerek, aceleyle ve heyecanla; "belediye bizi vuri" deyip hızla uzaklaştı.

Uzaklaştı da, yine gidip semaverin başında durdu, üstelik daha bir canlı sesle "çay istiyaaan, semaver çayiii" diyerek, belki az buçuk zabıtayı da keserek, çaya davete devam etmeye devam etti.

Parkın tamamını şöyle bir kolaçan ettim, tamamı erkek; kelli felli, köylü-şehirli, kimi takım elbiseli, kimi gariban görünümlü, ama tamamı erkek..!

Kadın mı; iki tanesi geldi çocuklarıyla, belli ki bayram alışverişi yorgunluğu vardı, Allahtan bankın birindeki erkekler kalktı da onlar oturuverdi, tabi oturmaları ile kalkmaları aynı anda oldu, çünkü bazı erkeklerin projektörleri bir anda üzerlerine dönünce yavaşça kalkıp gittiler.

Tam bu sırada uzunca bir süredir tanıdığım bir öğretmen geldi, yanımıza ilişiverdi.

Hoşsohbet ettik, sonra da parkın ruhi haliyetini onunla da paylaştık, "adı Sanat Parkı ama sanat dışında her şey var" diye takıldım, çok bilimsel bir cevap verdi; sonuçta bilim insanı, bir öğretmen, doğru bildiğini söyleyecek:

"Şehirleşmek için, ekonomik, sosyal, kültürel her açıdan gerçekten şehirleşmek için bir bilim insanının tespitleri var, 'en az 100-150 yıl ister' diyor"

Dedi ve orada durduk kaldık…

"Sözün bittiği yer" derler ya, bu söz de kararan çimlerin, kaçışan kadınların ve de yapılmayan sokak sanatının nedenlerini bir anlamda tarif ediyordu.

Bu bilimsel açıklamanın hemen akabinde basın açıklamasını yapacak grup geldi, pek de neşeleri yoktu!

Elde büyük bir pankart, hemen parkın çim olmayan ortasında toplandılar.

Sonra da Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban geldi desteğe.

Hatice Çoban gelirken, bir kendisine, bir de çimdeki semavere ve çocuklara baktım, çocuğun "belediye bizi vuri" sözü geldi aklıma, tabi Hatice Çoban vurmayacaktı ve bunca dert arasında kim çimdeki külleri görebilecekti ki?

Bir yandan "kayyum" tartışması, bir yandan "ihraç" konuları, darbeler, çatışmalar, siyaset bu işte, belediyeciliğin yarısı hizmet ise, yarısı da siyasettir nihayetinde, olup biten her şey belediyeciyi de ilgilendiriyor, çünkü onlar da seçimle iş başına geliyorlar.

Öğretmenler açıklamalarını yaptı...

Ve sonra dağıldılar…

Ayrılırken, aklımda bir tek öğretmenin sözü kaldı:

"En az 100-150 yıl ister!"

 

Adil Harmancı - Prestij Gazetesi

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2018, 16:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner7