Ceylanpınar aydınlatılırsa darbe mekaniği açığa çıkarılabilir

“Müzakereleri bitiren olay” olarak nitelendirilen Ceylanpınar’daki polis cinayetlerine ilişkin Meclis’e sunduğu araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilen HDP Milletvekili Osman Baydemir, “Eğer bugün biz bu karanlık olayı aydınlığa çıkarmayı başarırsak, darbe mekaniğinin bütün işleyen aksanlarını ve uzantılarını da açığa çıkarmanın kapısını aralamış oluruz” dedi. Baydemir, “Bu önergeye hayır diyenler hem o iki mazlumun vebalini hem de Suruç’tan bugüne değin öldürülen, çatışmalarda ölen bütün insanların vebalini sırtlarında taşırlar” dedi ve “Gelin, el ele verelim ve bunların birlikte hesabını soralım” çağrısında bulundu.

Ceylanpınar aydınlatılırsa darbe mekaniği açığa çıkarılabilir

22 Temmuz 2015’te Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polisin öldürülmesiyle ilgili Halkların Demokratik Partisi’nin(HDP) araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) oylarıyla reddedildi.

Önergeyi Meclis’e götüren HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, önergesinin reddedilmesine tepki gösterdi ve “Eğer bugün biz bu karanlık olayı aydınlığa çıkarmayı başarırsak, darbe mekaniğinin bütün işleyen aksanlarını ve uzantılarını da açığa çıkarmanın kapısını aralamış oluruz” dedi.

Dicle Haber Ajansı’na konuşan Baydemir’in açıklamaları şöyle:

“Eğer aydınlatılırsa darbe mekaniği açığa çıkarılır”

“‘Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt sorununun çözümü önünde engel ve provokasyon yaratma girişimlerinin en karanlığı hangisidir’ diye sorulacak olduğunda verilecek yanıt bu olay olacaktır.

“Eğer bugün biz bu karanlık olayı aydınlığa çıkarmayı başarırsak, darbe mekaniğinin bütün işleyen aksanlarını ve uzantılarını da açığa çıkarmanın kapısını aralamış oluruz.

Olayın seyri

“Suruç patlamasından üç gün önce Urfa Emniyeti, Suruç Emniyeti’ni ‘canlı bomba saldırısı olabilir’ diye yazılı bir şekilde uyarmıştı. Bütün bunlar dosyalarda mevcut. Ancak önlem alınmadı, tedbir alınmadı ya da göz yumuldu ve maalesef katliam gerçekleşti. Aradan 48 saat geçmeden bu kez, Ceylanpınar’da 21’nci günü 22’ye bağlayan gece yarısı bu katliam, bu cinayet gerçekleşti.

“22 Temmuz günü cinayet gerçekleştikten sonra Ceylanpınar’da seyir halinde olan bir araç, trafik kontrol noktasında durduruluyor ve o araçta bulunan 3 şahıs, aracın ticari alacak verecek meselesinden dolayı hacizli olmasından kaynaklı emniyet avlusuna çekiliyor.

“Emniyet avlusuna çekildikten gece saat 23.00’e kadar haciz işleminin kaldırılması konusunda çalışmalar yürütülüyor. O esnada aracın içerisinde bulunan şahıslar dışarı gidiyorlar, ekmek alıyorlar, zeytin alıyorlar, bankaya gidiyorlar para yatırıyorlar, getiriyorlar, hiçbir sıkıntı yok. Bunlar bu olayla ilgili herhangi bir ithama maruz kalmıyorlar. Gece saat 23.30’da bir ihbarcı telefonu geliyor ve bu araçta bulunan 3 kişinin ismini veriyor. Gece saat 24.00 sıralarında bu 3 kişi, Terörle Mücadele Şubesi’ne teslim ediliyor. Ağır işkenceler, copla tecavüze varan ağır işkenceler, akla hayale gelmeyen işkencelere maruz kalıyorlar. Şunu çok net belirteyim: Şu anda tutuklu olan hiç kimsenin şu anda bu dosyayla uzaktan yakından bir ilgisi yok.

“Dosyanın bir bütün olarak incelenmesi durumunda büyük bir kumpasla karşı karşıya olunduğu görülecektir.

Üçüncü polisin alınmayan ifadesi

“Urfa Valisi olay günü; ‘Bugün saat on civarında Ceylanpınar ilçesi Beşevler mevkisinde 2 polis memurumuz ikamet ettikleri evde ölü olarak bulunmuşlardır. Biri Terörle Mücadele Şubesi, diğeri Çevik Kuvvette görevli olan polislerimizin evlerinin kapısında herhangi bir zorlama tespit edilmemiştir. Olayın aydınlatılmasına yönelik savcılık ve güvenlik güçlerimizin incelemeleri devam etmektedir. Kamuoyuna ilerleyen saatlerde yeni bilgiler verilecektir’ açıklamasını yapmıştı. Ancak aynı evde ikamet eden üçüncü polisin halen ifadesine başvurulmuş değil. Olayın en karanlık perdesinden bir tanesi de bu.

Dosyadaki iki temel dayanak

“Dosyada iki temel dayanak var: Bunlardan bir tanesi ihbarcı. İhbarcının kendisi şu anda kayıp, ifadesine başvurulmamış. İhbarcının ağabeyi darbe girişiminden tutuklandı. İhbarcının bir diğer ağabeyi cemaatin Urfa koordinatörü olduğu gerekçesiyle şu anda aranıyor. Bir diğer husus, bu dosyayı yürüten hakim şu anda darbeden tutuklu.

“İşlenen bu cinayetlerle ilgili bütün deliller, bunları oluşturanlar tarafından ya karartıldı ya da ortadan kaldırıldı. Bu olay savaş sayfasında ‘bardağı taşıran son damla’ olarak nitelendiriliyor. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da böyle nitelendirmişti.

“El ele verip hesabını soralım”

“Gelin, el ele verelim ve bunların birlikte hesabını soralım. Eğer gerçekle yüzleşmeye hazırsanız, gerçekle yüzleşmeye hazırsak bu vakayı aydınlatmak, darbe mekaniğini aydınlatmaktır. Bu vakayı aydınlatmak, kirliliğe, bir nevi kumpasa, bir nevi darbe mekaniğine aynı zamanda birlikte irade ortaya koymaktır. Eğer gerçekten çatışma ve çatışmadan kaynaklı ölümlerin, gerçeklerin üzeri örtülsün istemiyorsak, çatışmayı başlatan kıvılcım olan, fitili ateşleyen bu vakayı aydınlatmak durumundayız.

“Bu önergeye hayır diyenler hem o iki mazlumun vebalini hem de Suruç’tan bugüne değin öldürülen, çatışmalarda ölen bütün insanların vebalini sırtlarında taşırlar. Gelin, birlikte bu vebali taşımayalım. Gelin, birlikte bu karanlığın üzerine gidelim. Biz bu karanlığı aydınlatırsak başka karanlıkların bu ülkeyi, bu coğrafyayı sarmasına da engel olmuş oluruz.”

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2018, 16:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER