BU KAZANIN ALTINDAKİ ATEŞİ HEP BİRLİKTE YAKTIK

Naif Yaşar, yazdı....

BU KAZANIN ALTINDAKİ ATEŞİ HEP BİRLİKTE YAKTIK

Bu sabah, fi tarihlerde yazdığım makalelere bir göz gezdiriyordum.

Belki bir kitap haline getiririm diye.

18 Aralık 2013 Tarihli "Cemaatin Muhteşem İhaneti" adlı makaleme ilişti gözlerime.

O sıralar Başbakan görevinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik kurgulanan entrikaları yazdığım makaleyi, noktası ve virgülüne dokunmadan siz okurlarla paylaşacağım.

Fakat öncellikle 2013 yılındaki kürt sorununun çözümü konusunda atılan adımlar ve sonrasındaki kırılmalara bir göz atarsak 18 Aralık 2013 tarihinde kaleme aldığım makalem daha iyi anlaşılacaktır.

O sıralar Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan koltuğunda.

PKK ve Güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar en üst seviyede.

Durmadan cenazeler geliyor.

Akan kanın durması için arayışlar devam ediyor.

"Çözüm Süreci" denilen proje hayata geçiriliyor.

MHP-FETÖ ve CHP'nin şiddetle karşı çıkmasına rağmen, Başbakanın talimatıyla ilk adım atılıyor ve İmralı'da tutuklu bulunan Abdulah Öcalan ile görüşmeye bir heyet gönderiliyor.

Akabinde, HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder aracılığıyla, silahların susması için Kandil'e bir mektup gönderiliyor.

Türkiye kamuoyunda bir iyimserlik hakim oluyor.

Derin yapıların tahriklerine rağmen barış umudu daha da yükseliyor.

Yurtiçi ve dışında çeşitli görüşmeler ve çalıştaylar yapılıyor.

PKK lideri Abdullah Öcalan, 2013 Newroz'u nda örgüte "SİLAHLARI BIRAKIN VE GERİ ÇEKİLİN" çağrısı yapıyor.

Örgüt bu çağrıya uyuyor.

Bunun üzerine günün hükümeti bir yasa ile binlerce KCK'lı tutuklu ve hükümlünün tahliyesine olanak sağlıyor.

Barış adına, ülkede yeni bir bahar havası esiyor.

Fakat her ne hikmetse, kirli yapılar yine devreye giriyor ve bir daha iflah olmayacak şekilde bu bahar havası tar-u mar ediliyor.

Çatışmalı ortam yeniden derinleşiyor.

FETÖ darbe kalkışmasında bulunuyor.

Çözüm süreci rafa kaldırılıyor.

Olağanüstü hal ilan ediliyor.

HDP'Lİ belediyelere operasyon yapılıyor, başkanlar tutuklanıyor ve yerlerine kayyum atanıyor.

Kısacası tüm bunlar olup biterken, Türkiye halkları arasındaki uçurum derinleşirken, kimse bunun neden ve sonuçlarını sorgulama gereksinimi duymuyor.

Sorgulama yerine iktidara şirin görünebilme telaşesine düşüyorlar.

Kürt düşmanlığı yeniden hortluyor.

"Bu kaosun mimari Erdoğan'dır" deniliyor.

Kimse iğneyi kendine batırmıyor.

Bugünlere nasıl gelindiği sorgulanmıyor.

Kimse 'ayranım ekşi "demiyor.

Her tarafa korku ve sükunet hakim oluyor.

Vicdan, ahlak, yok oluyor. Rant, koltuk sevdası galip geliyor.

İşte tüm bunlar olup bitmeden daha 4 yıl öncesinde, az da olsa bu tehlikeyi sezdiğim için 19 Aralık 2013 tarihinde şu makaleyi kaleme almıştım.

"Önce okuyun" derim.

Okuduktan sonra küfür mü edersiniz, linç mi edersiniz, takdir sizin!!!

"CEMAATİN MUHTEŞEM İHANETİ"

Başbakan Recep Tayip Erdogan’a karşı, Osmanlı saray entrikalarını aratmayacak bir oyun sahneleniyor.

Muhteşem Süleyman’ın başına örülen çorabın aynısı nihayetinde 21.yüzyılda başbakan Erdogan’ın başına örülmek isteniyor.

Oturup alkış çalalım..!

Hatta bunun şerefine sokaklara çıkıp havai fişekler patlatalım..!

Başbakan Erdoğan’ın darağacından sallandırılmasını sabırsızlıkla bekleyelim..!

Hatta son nefesini vermeden, başbakana baldıran zehri içirelim..!

Pensilvanya’da oturan zata methiyeler dizip, Başbuğ Bahçeli’ye madalyalar takalım.

Hatta ve hatta Kamer Genç gibilerinin evlerine gül demetleri gönderip, zindanların kapılarını ardına açarak, kendi çocuklarımızın uzuvlarını keserek bu uzuvlarla resim çekilen Ergenekoncuları salıverelim.

Toplu mezarların bulunduğu dereleri, dağları bayram yerine çevirelim.

“Erdoğan gitti, Derin devlet sen çok yaşa..!” diye nara atalım.

Sakın ha sakın geri adım atmayalım.

Pişmanlık duymayalım.

Nasılsa o gittiğinde her taraf süt liman olacak..!

Silahlar susacak ve TSK’ya ait bir tek postal dahi Kürt coğrafyasında kalmayacak.

Karakollar yerle bir edilip, yerlerine barış gülleri dikilecek..!

Yeşiller, Veli Küçükler, Alaatin Kanatlar, Kürt çocuklarının gözü önünde kurşuna dizilecek..!

Kürtlere silah doğrultan katillerden hesap sorulacak..!

Recep Tayyip Erdoağan’ın gidişiyle, önce Kürt siyasi tutsakların bulunduğu cezaevleri boşaltılacak..!

Sonrasında, Cumhuriyetin başkentinde Kürtlerle, bağımsızlığa dair müzakereler başlatılacak.

Müzakere masasının bir başına başbuğ Bahçeli, diğer ucuna da Hoca Efendiler oturacak.

Başbakan Erdoğan’ın kellesini isteyen cemaatler, milliyetçiler, tarikatlar, derin yapılanmalar, Kürtlerin bağımsızlığına karar verecek..!

Ve sonrasında hep birlikte yaradana el kaldırıp, gözyaşları ve burunlarında akan salyalarla biz Kürtlerin muzaffer olması için dualar okuyacak..!

Evet…

Tüm bunlar Kürtler için yapılacak..

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı geliştirilen bu komployla biz Kürtlerin payına düşen bu kadar ganimet varken daha ne isteriz?

Neden karşı dururuz ki?

‘Bırakalım komplo amacına ulaşsın” demek varken neden ses çıkarırız ki?

Aslında bende sizlerden farklı düşünmüyor değilim.

Amma…

40 yıl boyunca yaşanan acılara tanıklık eden biri olarak.

40 yıl boyunca, uğurladığım bu kadar gencin cenazesi varken.

Yakılıp, yıkılan bu kadar köy orta yerde dururken, Türkülerimiz yasaklıyken, dilimiz kelepçeliyken ve ansızın gelip ensemizde patlayan kurşunlar varken...

Ve, bu gün başbakana mezar kazan bu güçlerin Kürtler için söyledikleri söylemleri kulağımda uğuldarken sizin gibi düşünmekten vazgeçiyorum.

Ve diyorum ki  “Söylem ve icraatları yetmiyorsa dahi, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan biz Kürtler için bir şanstır. Gelin bu komplolara karşı onu koruyalım ve bu şansı heba etmeyelim”

Biz Kürtler yıllardır, ne acılar çektiğimizi ve kimlerden çektiğimizi bilebilecek kadar olgunlaştık.

Bu olgunluk, bedenimizden kopup giden canların acılarıyla mayalanan bir olgunluktur.

Gelin, bu canlar adına bir kez daha düşünelim.

Bir yıldır hayata geçirilen ‘yetmezse dahi umut veren süreç için’ bu komploya sesiz kalmayalım.

60 kadar hükümet gördük ve bu hükümetlerin biz Kürtlere bıraktıkları kanlı miras gözümüzün önündeyken, Başbakana karşı geliştirilen bu komploya alkış tutmak bize yakışmaz.

Bunları söylediğim, yazdığım için birilerinin bamteline dokunuyor olabilirim. Ama Ben Kürdüm ve 50 yıldır ölümlere tanıklık eden bir Kürt olduğum için, susmanın zamanı olmadığı inancındayım.

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2018, 16:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER