Ayıplar+Yasaklar=Günahlar

Aslında hayatı iyi sorgularsak bu ( ayıplar, yasaklar ve günahlar)3 kelimenin ne kadar içinin boş olduğunu görebiliriz.

Ayıplar+Yasaklar=Günahlar

Anlamsız ve yersiz zamanlarda hayatımızın odak noktalarında olduğunu fark ederiz. Dönem dönem içinden çıkılmaz bir durum olarak davranış ve düşüncelerimize yansıdığını his ederiz. Hayat boyu kulaç atmaktan yorgun ve bezgin düşeriz. Bazen yaşamdan da ümidi keser yalnızlığımız içinde yollarımızı kaybederiz. 

   Nelerdi ayıplarımız, yasaklarımız ve bunların neticesinde oluşan günahlarımız? Kimlere ve nelere göreydi bu saçma düşünceler  ve dayatmalar. Acabalarla başlayan sorgulamadan irdelemeden kayıtsız kabul edişler? Boşa üzülmeler ve yıpranmalar. Ve psikolojik olarak çöküntüler. Bir hayatın boşa gidişini seyretmeler? Halbuki doğal hayatın içinde var olmanın getirisiydi yaşamımızdan kesitler...

Her şeyin anlamsız bir şekilde ayıp ve yasak olduğu bir toplumda yaşamak insanın bütün benliğine, öz güvenine, düşünce ve hareketlerine prangalar vurmak değil miydi? Oysa insan oğlu özgür doğmuş bu dayatmalar insanın tabiatına aykırı değil miydi? Hem de nasıl aykırıydı.
Annelerimiz bizi dünyaya getirirken doğanın kanunu olarak babalarımızla çifleşmemişmiydi?  

Hamileyim demekte bu kadar basit ve doğal değil miydi? İşte hayatımızdaki ayıplar ve yasaklar tamda bu noktada başlamıyor muydu? Doğal olan her şeyi hangi zihniyet yok sayabilir veya ret edebilirdi ki? Dünyamız  dişi ve erkek olarak yaratılmamış mıydı? Toprağın dişi olduğunu kabul edersek yağmurun veya karın erkek olması doğal değil miydi. Aslında red etmek cehaletin bir göstergesi değil miydi?


 

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2018, 16:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER