2017 Yılı Ekonomisi ve 2018'den Beklediklerimiz

 

Her yıl olduğu gibi 2017 yılına başlarken de Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminler yapmıştım. Bu tahminlerim her zaman olduğu bazı varsayımlara dayanıyordu. Bunlara değineyim önce:

Varsayımlarım şöyleydi:

(1) Düzen Bozucu para Bitcoin’despekülatif hareketler olacak

(2) Petrol fiyatı ortalama olarak 60 USD/Varil düzeyinde oluşacak.

(3) Avrupa ekonomisinde yavaş yavaş toparlanma ortaya çıkacak.

(4) Rusya – Türkiye ilişkileri normale dönecek.

(5) Türkiye, yapısal reform olmasa da bazı düzeltme adımları atacak.

(6) Fed, 2017 yılında 2 veya 3 kez daha faiz artışına gidecek.

(7) Suriye’de süren savaşın çözüme götürülmesi

 

Bu varsayımlar altında 2017 tahminlerim ve bu aşamada beklenen sonuçları aşağıdaki tabloda sunuyorum. 

 

Göstergeler

2017 Tahminlerim

Gerçekleşme Tahmini

Büyüme (%)

4,6

5,2

TÜFE (%, yılsonu)

9,0

10,68

Cari Denge / GSYH (%)

-4,6

-5,0

USD Kuru (USD / TL)

3,70

3,86

Euro Kuru(Euro / TL)

4.35

4,58

İşsizlik (%)

10,7

11,00

Bütçe Dengesi (%)

-1,0

-1,0

 

Bu tabloyu yayınladığımda en büyük eleştiriyi 3,70’lik USD/TL kuru tahmininde almıştım. Oysa yılın son dönemine bakılınca ben iyimser kalmış oldum. 2017 yılında tahminler ve gerçekleşen verileri paylaştık. Bu veri ve varsayımlara ek olarak Gerek Yurtiçi gerekse de yurtdışı ekonomik faaliyetlere incelemekte fayda var.

2017 yılı başından itibaren artan küresel risk iştahı ve yüksek getiri arayışı nedeniyle gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) yönelik sermaye akımları ciddi bir şekilde devam etmektedir. Risk iştahındaki artışın yanı sıra, gelişmiş ülkelerde iktisadi politika belirsizliğinin kısmen azalması ile birlikte borsa endeksleri, bir önceki yıla göre özelliklegelişmekte olan ülkelere GOÜ’lerde ve ABD’de güçlü performans sergilemiştir. Fed (Amerikan Merkez Bankası) para politikasındaki normalleşme sürecinin bilanço küçültme açısından kısmen netleşmesi ve AB üyesi bazı ülkeler ile İngiltere’deki seçim sürecinin tamamlanması, iktisadi politika belirsizliğinin azalmasında ciddi bir rol oynadı. Küresel iktisadi faaliyetteki toparlanma genele yaygın olmamakla birlikte, gelişmekte olan ülkelerden gelen destekle sürdü. Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranı, 2014 yılı Haziran ayından bu yana, 2017 birinci çeyrek itibarıyla, ilk defa gelişmiş ülke büyüme oranlarının üzerine çıktı.

Yurt içi ekonomik faaliyet, 2017 yılı ilk yarısı boyunca, tedbir ve teşviklerin de desteğiyle özel tüketim harcamaları ve güçlü seyreden mal ve hizmet ihracatı yoluyla canlandı. Bu dönemde merkezi yönetim bütçe açığı bir miktar artış gösterdi. Ancak mevcut bütçe açığının geçici olacağı ve orta vadede uzun dönem ortalamasına yakınsayacağı öngörülmektedir. Bu dönemde mal ihracatındaki

güçlü seyir ve turizmde yaşanan toparlanmayla birlikte dış ticaretin cari dengeye yaptığı olumlu katkı sürmüştür. TCMB rezervleri 2017 yılı başından bu yana artmıştır. Ayrıca yılın ikinci çeyreğinde

düşüş gösteren tüketici enflasyonu üçüncü çeyrekte yükselmiştir. Temkinli para politikası duruşu üçüncü çeyrekte de devam etmiştir.

Biraz da 2018 yılında Türkiye ekonomisi önündeki zorluklar ne olacak bunlara bakalım. Şüphesiz Döviz kurlarınndakioynaklık , dış Finansmana bağlılık, Enflasyon ve İşsizlik Türk ekonomisindeki en önemli gündem maddesi olacaktır.

 

2018 yılında bizi en çok ilgilendirecek meselelerden birisi, 2017 yılında da olduğu gibi, Fed’in faiz artırımı konusunda alacağı tavır olacak. Çünkü bir faiz artırımı, bizim gibi dış finansman kaynağına aşırı bağımlı ekonomileri , dış finansmana erişim konusunda olumsuz etkileyecek.

 

Bunun dışında Cari açığın yüksekliği, bu açığı dış kaynaklardan finanse etmenin zorluğu, siyasal ve sosyal istikrasızlıklar Türkiye’yi gelişmekte olan ekonomiler arasında en kırılgan ekonomiler arasına sokuyor. Türkiye bu çerçevede, kırılgan ülke konumunda kabul edilen Brezilya, Rusya, Güney Afrika gibi ülkelerle birlikte anılıyor.Gelişmekte olan ülke paralarının bir bölümü 2017 yılında Dolara karşı değer kazanırken daha büyük bir bölümü değer kaybetti. Türk Lirasının Dolara karşı durumunu, aşağıdaki tabloda görebiliriz. 2017 yılında Türkiye kırılgan beşli arasında Dolara karşı para birimi en negatif ayrışan ülke oldu. 2018 yılında gerek hükümet gerekse de Merkez Bankası tarafından atılacak adımlar ile Türk Lirası diğer para birimlerine karşı pozitif ayrışacaktır.

 

 

1 USD =  

2016 Yıl Sonu

2017 Yıl Sonu

(05Aralık)itibariyle

USD’ye Karşı Fark (%)

Brezilya Reali

3,2552

3,23

0,01

G. Afrika Randı

13,7401

13,46

0,02

Endonezya Rupiahı

13,473

13,519

-0,0034

Hindistan Rupisi

67,9238

64,39

0,054

Türk Lirası

3,5235

3,86

-0,087

 

2017 yılında Türk Ekonomisi yüksek oranlı bir enflasyon olgusuyla karşı karşıya kaldı. Kasım ayıverileri bize 12 aylık enflasyonun TÜFE bazında yüzde 12,98, Yİ-ÜFE bazında ise yüzde 17,30 düzeyinde olduğunu gösteriyor. Dünyada enflasyonun oldukça düşük olduğu bir dönemde bu oranlar çok yüksek düzeyleri işaret ediyor. Bunun nedeni nedir? Bunun nedenleri başlıca iki grupta toplanıyor:

 

(1) TL son dönemlerde yabancı paralara karşı aşırı değer kaybına uğradı.

(2) Gıda fiyatları Türkiye’de hızlı artış gösterdi.

 

2018 yılında en önemli mücadele enflasyon tarafında olmalıdır. Önümüzdeki dönemde TL’nin negatif ayrışması ve emtia/petrol fiyatlarının yükselmesi ile , enflasyon tarafındaki çift hane baskısı daha da artacaktır. Bu nedenle 2018 yılında hedeflen enflasyon oranlarına gelebilmemiz için gerek Merkez Bankası gerekse de Kamu otoritesi Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı ve tekelden bir para ve maliye politikası uygulamalıdır.

 

İşsizlik tarafına bakarsak 2017 yılında Türkiye Ekonomisi ciddi bir büyüme yakalamasına rağmen işsizlik oranlarını tek haneye maalesef indiremedi. Ayrıca bir önceki yıla göre Türk ekonomisi büyümesine rağmen işsizlikteki artış devam etti. Olaya böyle baktığımızda işsizliği artıran bir ekonomik büyüme olduğunu görüyoruz.

Bu nedenle 2018 yılında işsizlik oranlarını düşürmek için iş gücü piyasasında birtakım yapısal reformlar atılmalıdır. Bunları kısaca, Yatırımların dış ülkelere yönelmesinin önlenmesi, Yurtdışından portföy yatırımlarından çok doğrudan yatırımların çekilmesi , Yatırım teşvik sistemindeki etkinsizlikler,  yatırım kararlarının alınmasında yabancı ülkelerin tercih edilmesine neden oluyor. Yatırım teşvik sitemindeki etkinsizliklerin giderilmesi şeklinde sıralayabiliriz.

 

2018 tüm alanlarda özelliklede ekonomide inişli , çıkışlı ve çalkantılı bir yıl olacağı belli. Bu nedenleTürkiye ekonomisini düzlüğe çıkartabilmek için siyasetle ilgili bütün konuların gündemden çıkarılması ve hemen ardından ekonomide, eğitimde, hukuk alanında gerçek anlamda yapısal reformlara zaman geçirmeden başlanması gerekiyor. Bu adımlar atılmadan yapılacak hiçbir şey uzun süreli sonuç vermeyecektir. 

 

YORUM EKLE